Kayseri’nin Soğuk Sabahları ve İçimde Kalan Bir Çocukluk Anısı
Kayseri’de kış sabahları her zaman biraz serttir. Camın kenarında biriken buz desenlerine bakarken, çocukken hissettiğim o tuhaf korkuyu hatırlıyorum. O zamanlar 25 yaşında olacağımı hayal ettiğimde, her şeyin çok daha net olacağını sanırdım. Ama bazı sorular var ki yaş kaç olursa olsun insanın içinde kalıyor.
Ben 25 yaşındayım. Günlük tutmayı bırakmadım; hatta bazı geceler sayfalarla konuşur gibi yazıyorum. İçimde sakladığım duyguları en çok dişlerimle ilgili ilk anımda fark etmiştim. Çünkü çocukken, düşen ilk dişimle birlikte büyüdüğümü sanmıştım. Ama sonra öğrendim ki her diş aynı değilmiş.
İşte o zaman aklıma takılan soru hayatımın bir köşesine yerleşti: Hangi diş kalıcı diş?
İlk Düşen Diş ve İçimdeki Garip Boşluk
Hoş geldiniz! Bu yazımızda “Hangi diş kalıcı diş” konusu hakkında merak edilen detaylara birlikte göz atacağız.
İlk dişim düştüğünde annem mutfakta çay yapıyordu. Ben lavabonun önünde ağlıyordum. Kan yoktu aslında, ama ağız içinde oluşan o boşluk bana dünyanın eksildiğini hissettirmişti. Küçücük bir şeydi ama içimde kocaman bir kayıp gibiydi.
Anneme bağırdığımı hatırlıyorum:
“Bu geri çıkacak mı?”
O da gülerek başımı okşamıştı:
“Evet, ama hepsi değil. Bazıları kalıcı.”
O an anlamamıştım. Kalıcı kelimesi bile bana ağır gelmişti. Sanki bazı dişler daha değerliydi, bazıları ise geçici bir misafir gibi gelmişti bu hayata.
O gün ilk kez düşündüm: Hangi diş kalıcı diş?
Çocuklukta Başlayan Bir Merak
İlkokula gittiğim yıllarda sınıfta herkesin ağzında eksilen dişler vardı. Kimi diş perisi bekliyordu, kimi küçük hediyeler alıyordu. Ama kimse bana net bir şey söylemiyordu. Öğretmenimiz bile konuyu basitçe geçiştiriyordu:
“Çocuklar, süt dişleriniz dökülecek, yerine kalıcı dişler gelecek.”
Ben o cümleyi defterime yazmıştım. Ama altına bir soru eklemiştim:
“Hangileri kalıcı?”
Çünkü aynada kendime baktığımda hangisinin gideceğini, hangisinin kalacağını bilemiyordum. Bu belirsizlik bile garip bir şekilde içimi sıkıyordu.
Bir Diş Hekimi Koltuğunda Öğrendiğim Gerçek
On yaşlarındaydım. Annem beni ilk kez diş hekimine götürdüğünde ellerim buz gibiydi. Koltuğa oturduğum an sanki bir sınavdaymışım gibi hissetmiştim.
Diş hekimi, beyaz önlüğüyle sakin bir sesle konuşmuştu:
“Bu yaşlarda süt dişleri yavaş yavaş dökülür. Yerlerine kalıcı dişler gelir.”
Cesaretimi toplayıp sormuştum:
“Hangi diş kalıcı diş?”
O da gülümseyerek anlatmıştı. O an zihnimde bir harita çizilmişti:
Ön kesici dişler
Yan kesiciler
Köpek dişleri
Küçük azılar
Büyük azılar
Ve en sonda çıkan akıl dişleri
Hepsi kalıcıymış. Ama süt dişleri sadece geçiciymiş.
O an içimde tuhaf bir his oluşmuştu. Sanki bedenim bile ikiye ayrılmıştı: kalıcı olanlar ve geçici olanlar.
Ve ben ilk kez şunu fark etmiştim: Hayatta bazı şeyler gerçekten geri gelmiyor.
Kayseri Sokaklarında Büyümek ve Dişlerimle Barışmam
Ergenlik yıllarım Kayseri’nin dar sokaklarında geçti. Okuldan çıkınca arkadaşlarımla yürüdüğüm yollar, kışın buz tutmuş kaldırımları, yazın tozlu akşamları… Hepsinde bir şey eksikti: içimdeki netlik.
Bazen aynaya baktığımda dişlerimi sayardım. Sanki yerli yerinde olup olmadıklarını kontrol eder gibi. Çünkü çocukken öğrendiğim o bilgi kafamda büyümüştü.
“Hangi diş kalıcı diş?”
Bu soru sadece bir bilgi değil, bir güven meselesi olmuştu benim için. Kalıcı olanı bilmek istiyordum. Çünkü kalıcı olan şeyler bana güven veriyordu. İnsanlar, şehirler, duygular… Hepsi değişiyordu ama dişler en azından sabit gibi görünüyordu.
Ama büyüdükçe şunu fark ettim: hiçbir şey sanıldığı kadar sabit değildi.
İlk Kaybım ve Sessiz Bir Öğreti
Lise yıllarında bir gün spor yaparken çarpışmıştım. Küçük bir dişim hafifçe zarar görmüştü. Doktora gittiğimizde bunun kalıcı bir diş olduğunu söylemişti.
O an içimde garip bir sessizlik oluştu. Sanki çocukluğumun güvenli dünyası biraz daha çatlamıştı.
Kalıcı dediğimiz şey bile kırılabiliyordu.
O gece defterime uzun uzun yazdım. Şehir sessizdi, ben de içimdeki sorularla baş başaydım:
“Kalıcı dişler bile zarar görebiliyorsa, kalıcı olan başka ne var?”
Yetişkinlik ve Aynada Kendime Bakışım
Şimdi 25 yaşındayım. Aynaya baktığımda artık dişlerimi saymıyorum ama onları hissediyorum. Her biri bana geçmişimden bir şey taşıyor gibi.
Kayseri’de sabah işe giderken soğuk hava yüzüme çarparken bazen içimden aynı soru geçiyor:
Hangi diş kalıcı diş?
Artık bu sorunun cevabını biliyorum ama hissettirdiği şey değişmedi. Çünkü mesele sadece dişlerin kalıcılığı değilmiş. Mesele, kalıcı olan şeylere ne kadar tutunabildiğimizmiş.
Dişlerin Öğrettiği Garip Bir Gerçek
Bir gün tekrar dişçiye gittiğimde (bu kez rutin kontrol için), doktor bana şunu söyledi:
“Kalıcı dişler ömür boyu kalır ama bakımı ihmal edilirse onlar da kaybedilir.”
O an içimde bir şey yerine oturdu.
Demek ki kalıcılık, sadece var olmak değilmiş. Korunması gereken bir şeymiş.
İnsan ilişkileri gibi… Hayaller gibi… Hatta kendim gibi.
Günlüklerime Yazdığım En Sessiz Cümle
O gece defterime sadece şunu yazdım:
“Kalıcı olan şeyler bile emek ister.”
Ve uzun süre o cümlenin başında oturdum.
Çünkü fark ettim ki ben hayatım boyunca kalıcı olanı aramışım. Dişlerde, insanlarda, şehirlerde… Ama kalıcılık dışarıda bulunacak bir şey değilmiş. İçeride korunacak bir şeymiş.
Geçmişten Bugüne Uzanan Bir Soru
Bazen çocukluğumdaki o küçük halimi düşünüyorum. Lavabonun önünde ağlayan, ağzındaki boşluğa anlam veremeyen o çocuğu.
Ona şunu söylemek isterdim:
“Merak etme, hangi diş kalıcı diş sorusunun cevabını öğreneceksin. Ama asıl önemli olan şey dişler değil, kaybetmeyi öğrenmek olacak.”
Çünkü hayat bana bunu öğretti. Kalıcı olan şeyler sandığım kadar çok değilmiş. Ama bazı şeyler gerçekten kalıcıymış: hatıralar, hisler, öğrenilen dersler.
Şehrin Sessizliğinde Bir İç Yolculuk
Kayseri’nin geceleri sessiz olur. Bu sessizlik bazen insanın kendi iç sesini daha net duymasına neden olur.
Ben de o sessizlikte şunu fark ediyorum:
Dişlerim sadece fiziksel bir parça değil. Onlar, büyümemin sessiz tanıkları.
Her düşen süt dişi, bir dönemin kapanışıydı. Her çıkan kalıcı diş, yeni bir başlangıçtı.
Ama asıl kalıcı olan şey dişler değilmiş. Asıl kalıcı olan, değişimi kabul etme gücüymüş.
“Hangi diş kalıcı diş” ile ilgili bu kapsamlı rehberi tamamladık. Naturalelektrik olarak daha fazlası için buradayız!
Son Düşünce: Kalıcılığın Gerçek Anlamı
Şimdi geriye dönüp baktığımda, “hangi diş kalıcı diş” sorusu bana çocukça bir meraktan çok daha fazlasını hatırlatıyor.
O soru aslında şunu soruyormuş:
“Hayatta ne gerçekten kalır?”
Benim cevabım net değil. Ama bildiğim bir şey var: bazı şeyler dişler gibi görünür, somuttur, nettir. Ama insanın içinde kalanlar çok daha derindir.
Ve belki de en kalıcı şey, o soruyu sormaya devam etmektir.